Bu yıl aile yılı ilan edildi edilmesine de neden gençler yuva kuramıyor.
Gençlerin yuva kuramamasının mutlaka birçok nedeni var elbette... Ancak ekonomik nedenleri de atlayamayız. Sonuçta ekonomide hayatın bir parçası.
Açlık sınırı 21 bin lirayı aştı, yoksulluk sınırı 70 bin liraya dayandı.
Gençlerin yuva kuramamasının maddi ve manevi nedenlerinin; kısa, orta ve uzun vadede çözüme kavuşturulması gerekiyor.
Ahlaki yozlaşma, bireysel yaşam tarzının dayatılması, birlikte yaşamak adı altında zinanın yaygınlaşması, süresiz nafaka uygulaması, kadının beyanının esas alınmasıyla aile reisliği kültürünün yok edilmesi, eşler arasında en ufak bir tartışmada erkeğin evden uzaklaştırılması, aile olmanın ve yuva kurmanın itibarsızlaştırılması, sapkın akımların gençleri harama ve günaha sürüklemesi yuva kurmanın önündeki manevi engellerin başında geliyor.
Yüz yıldır manevi tahribata karşı birkaç günde tamirat çok zor olacaktır. Manevi sorunların çözümü orta ve uzun vadede tamir edilmeli.
‘Tamir zor tahrip kolaydır’ kaidesince manevi tahribatın tamiratını orta ve uzun vadede, maddi tahribatın tamiratını kısa vadede çözüme kavuşturmalıyız.
Demem o ki gençlerin yuva kurmasına engel olan ekonomik nedenler kısa vadede çözüme kavuşması gerekiyor.
Gençlerin yuva kurmasına yönelik hangi nedeni sayarsak sayalım, ekonomik nedenleri atlayamayız.
Gençlerin yuva kurması için ekonomik yönden bir güvenceleri olmalı. Bu güvence var mı yok mu bunu sorgulamalıyız.
Yuva kurmanın ve evlenmenin maliyeti bir yılda yüzde iki yüz oranında arttı.
Evlenmek ve aile kurmak isteyen çiftler, artan maliyetler karşısında ne yapacaklarını bilemez duruma geliyor. Çocuklarını evlendirmek isteyen aileler, ekonomik nedenlerden dolayı çocuklarını evlendirememenin vicdani rahatsızlığı altında eziliyor ve kara kara düşünüyor.
En başta rakamlar üzerinden her ne kadar enflasyon düştü, düşecek deniliyorsa da sahada ve gerçek hayatta enflasyonun düştüğüne dair en ufak bir belirti yok.
Ekonominin geldiği haller içler acısı…
Yeni bir ev kurmak için gerekli olan mobilya ve ev eşyalarının fiyatları ciddi şekilde arttı. Altın fiyatları zirve yaptı… Düğün salonu, nişan, kına derken maliyetler katlandıkça katlanıyor.
Fiyatlarda yaşanan artış, çiftlerin yuva kurmasına engel oluyor.
Faraza tüm bu engelleri aşıp düğün dernek yapıldı. Gençler evlendi, yuva kuruldu. Allah mesut bahtiyar etsin. İş burada bitiyor mu? Hayır bitmiyor daha büyük sorumluluklar başlıyor.
Sonuçta evlilik sorumluluk almak olduğuna göre, gençler bu sorumluluğu alabilecek cesareti kendilerinde bulabiliyorlar mı? Hiç sanmıyorum.
Evlilikte sorumlulukların yerine getirilmesi için yuva kuran gençlerin evlerini geçindirecek ekonomik yeterliliğe sahip olması gerekiyor.
Yeni kurulmuş yuvayı ayakta tutacak ekonomik şartlar, gençlerin yuva kurmasına cesaret veriyor mu vermiyor mu. Fazla karamsar olmak istemiyorum, ama gerçeklerden kaçıp kafamızı kuma gömemeyiz. Maalesef gençler evlendikten sonra ekonomik olarak geçim endişesinden dolayı yuva kurmaktan kaçınıyor.
En basit ve yalın hali ile ev kiralarından başlayalım…
Türkiye’nin birçok ilinde kiralık evler dudak uçuklatıyor… Asgari ücretle çalışan yeni evlilik adayı gençler asgari ücrete yaklaşan ev kiralarını görünce evlilikten vaz geçiyor.
Yeni evlenmiş genç asgari ücretle geçiniyorsa, Allah yardımcısı olsun… Asgari ücretli, evinin kirasını mı ödesin, faturalarını mı ödesin, çarşı-pazar masraflarını mı karşılasın?
Gençler saadet ve huzuru bulacağı yuvasını nasıl geçindireceğinin telaşına düşünce evlenmekten vaz geçiyor.
Ev kiraları en düşük ve iyimser fiyatı 10 ile 15 bin lira, faturalar ve aidatlar ortalama 5 bin lira olursa hesap 15 ile 20 bine tekabül ediyor. Geriye ne kaldı, çarşı-pazar masrafları, sağlık masrafları, ulaşım masrafları, giyim-kuşam masrafları ve hesapta olmayan herhangi bir harcamada işin içine girince durum çok vahim… ev tam takır… Böyle bir yuvada saadet olur mu?
Aile yılı diyoruz ama gerçekliğimizden de kaçamayız. Söz konusu ekonomik sıkıntılara baktığımızda evdeki hesabın çarşıya uymadığını görüyoruz. Ortada olan bu rakamlar yeni yuva kuracak olanları kara kara düşündürüyor. Bu yüzden gençler saadet ve huzur bulacağı yuvayı kurmaktan korkuyor.
Sanayisi gelişmemiş ve istihdam olanakları kısıtlı olan Diyarbakır’da da durum içler acısı…
Diyarbakır’da boşanma oranları yüzde 55 oranında artarken, evlilik oranları ise istenilen seviyede değil.
Diyarbakır ve doğu illerinde bir zamanlar hayat pahalılığı olmadığından evlenen çiftler rahat bir şekilde geçinebiliyorlardı. Ancak son birkaç yıldır, Diyarbakır’da hayat pahalılığı adeta mega kent olan İstanbul ile yarışıyor. Yuva kurmanın ve ekonomik şartların zorlaştığı sancılı bir dönemden Diyarbakır’da olumsuz etkileniyor. Genç ve dinamik nüfusun olduğu kadim şehrimde gençler yuva kuramıyor.
Gençlerin evliliğine mani olan ekonomik sorunların köklü çözüme kavuşması gerekiyor. Genç evlilere iki yıl geri ödemesiz, 48 ay vadeli 150 bin liralık evlilik kredisi devede kulak misali kalıyor. Siyaset kurumunun bu soruna köklü çözüm üretmesi gerekiyor.