Diyarbakır’da ramazan ayı gelince her evde bir hazırlık başlar.

Maddi yönden hazırlıkların dışında manevi hazırlıkların yapılmasıyla adeta maneviyatın başkenti olan şehrin çehresi değişiyor. Ramazan ayının rahmet esintileri şehrin tüm sokak ve caddelerinde kendini gösteriyor.

Ramazan ayının ilk gününden ta son gününe kadar iftar saatine doğru herkes bir koşuşturma içinde… Diyarbakır’da ramazan orucunun bereketini iliklerine kadar hisseden halk, iftarını açmak için ya misafirliğe ya evine doğru yol alıyor.

“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez” hadisine binaen Diyarbakır’da oruçluya yemek yedirmek güzel bir adet haline getirilmiştir.

Bundan olsa gerek, akraba, eş, dost, tanıdık, komşular mutlaka iftara davet edilir.

“Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları af olur” hadisi şerifi Diyarbakır’da kendini gösteriyor.

Diyarbakır’da farz olan orucu tutmak ve oruca gerekli ehemmiyeti göstermek güzel bir adet haline getirilmiştir. Yediden yetmişe herkes dikkat ediyor. Son zamanlarda kendini bilmez bazı yetmeler dikkat etmese de genel olarak halkın çoğunluğu orucuna dikkat ediyor.

Ramazan ayı o kadar mübarek bir ay ki, Diyarbakır’da gayri meşru yaşayanlar bile o ayda tövbe edip gayri meşru alışkanlıklarından vaz geçiyor.

Diyarbakırlıların mahalle ağzı ile şarapçı ve alemci diye tabir edilen nice insan gördüm, ramazan ayı gelince bir damla dahi ağzına bırakmaz, tövbe eder, camiden çıkmazlar.

“Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” hadisine binaen gayri meşru yollarda gidenler bu ayı fırsata çevirerek oruca dikkat eder, tövbelerinde durmaya büyük bir özen gösterirler.

Rabbim ramazan ayından sonra da tövbelerinde durmayı nasip etsin.

İftar saati yaklaştığında sokak ve caddeler bomboş, ramazan tüm manevi güzelliğiyle kendini hissettiriyor. Tabak çanak sesleri iftar saatinin yaklaştığını ve iftar için hummalı bir hazırlık yapıldığını gösteriyor.

Rabbimizin en çok hoşuna gittiği vakte doğru evlerde iftar sofraları kurulmuş, ezan saati bekleniyor.

Diyarbakır’da iftar vakti ezan okunduğunda iftarlar açılır.

İftardan önce sessiz olan sokak ve caddeler iftardan hemen sonra büyük bir hareketliliğe, koşuşturmacaya ve canlılığa bırakıyor. Adeta şehrin çehresi birdenbire değişiyor.

İftardan hemen sonra aileler çoluk çocuğuyla cami yolunda teravihe yetişmenin tatlı bir koşuşturmacasını yaşıyor.

Camilerde hoca teravihi kıldırdığı zaman camiler masum çocukların cıvıltıları ile şenleniyor.

Kim demiş eski ramazanların tadı yok diye… Diyarbakır’da halen eski ramazanların canlılığını iliklerimize kadar yaşıyor ve hissediyoruz.

Rabbim tuttuğumuz oruçları kendi rızası için kabul buyursun…